• YA PETÖ OLURSANIZ. Metin CAN'ın Kaleminden

    Sonuçta algı ve korku silahlarıyla ayakta duruyorlar, fakat millet aç-işsiz-sefil, kasa da tam takır... Aç fare duvarı delermiş... İş oraya gelince sizlerin de PETÖ (Pelikan Terör Örgütü) ilan edilmeyeceğiniz ne malum... Aklınızı başınıza alın, o kibrinize ve hırsınıza biraz gem vurun.

    02:20:30 | 2020-04-21

    http://yavuzlarmylife.com

    YA PETÖ OLURSANIZ...

    Türk Devleti, tarihinin en karanlık süreçlerinden birini yaşıyor...

    Küresel yeniden konumlamalarla birlikte iki arada bir derede kalmasının yanında, siyasettei yozlaşma ve beraberinde gelen gruplaşma, binlerce yıllık, ‘TÜRK DEVLETİ DÜZDÜR TEKDİR ORTAK KABUL ETMEZ’ kuralını yıkıp, ülkeyi süratle felakete sürüklüyor.

    Sizlere uzun süredir AK Parti olarak kurulup AKP’ye dönüşen bir siyasi yapının, serüvenini anlatmaya çalıştım. Tek başına iktidar gözükse de, her daim gizli koalisyondu. İlk kuruluşunda, nakşi kökene yakın AKP ile FETÖ, masaya oturtuldu. Aslında ikisi de bir birinden haz etmez, güvenmezdi. Bu sorun, damat evlilikleriyle giderildi, iki taraf da sağlama alınmış oldu. Daha sonra gizli ortak HDP tabanıydı. Onlara da açılım saçılım sözü verildi. Dördüncü ortak ise her devrin satılık kalemleri, solcu liboşlardı. Beşinci ortak, ballı ihalelerden nemalanan, İstanbul sermayesi oldu. Hepsi de devlet kadroları ve kaynaklarından beslenerek, bir potada buluşturuldu. Bunların içince uzun süredir eğitime yatırım yapan FETÖ, özenle devlete yerleştirildi, zaman içerisinde ahtapot gibi her yeri sararak, ‘Devlet benim’ dedi. Habur’da davulla zurnayla karşılanan diğer ortak PKK da, ‘Ben de isterem’ diye tutturdu. Tüm bunları yapabilmek için hem FETÖ hem PKK tüm güçleriyle medya aynı zamanda oy desteği veriyorlardı. İkisinin de bu kadar taviz sonrası kanlarının bitlenmesi normaldi.

    İş Devlet içerisindeki Atatürkçü ve Milliyetçi kadroları tasfiyeye gelince, hep beraber çalıştılar. Sonrası FETÖ-PKK, ‘Güç bende’ havasına girince bir de AKP oy kaybedince, FETO haşhaşi oldu diğerleri ne açılımı denilip bir kenarıya atıldı.

    Bu eski ortaklarla ipler kopmadan önce içerideki Atatürkçü-Milliyetçi kadrolarla anlaşılıp dışarı çıkartıldı, onların da kurmay zekaları sayesinde, düne kadar aynı yollarda yürüdükleri her iki hain güruh da, toprağa gömüldü. Artık AKP’nin yeni gizli ortakları vardı. Sağda Bahçeli-Mehmet Ağar ekolü, solda Doğu Perinçek ve Avrasyacılar. Tabi ki bunlar da ya devletteki kadrolarına geri döndüler, ya ilave kadrolar aldılar. Burada tek sorun, Avrasyacılar arasındaki ayrışmaydı. Gelenekçiler denen grup Perinçek’i sözcü seçti, kendini Rusya-Çin’e dayadı, yenilikçiler denen ve Soner Yalçın ekibinin medyadaki sesi olan Cumhuriyetçi Bağımsız Türkiye savunucuları, diğerleri tarafından satıldı. Daha önce FETÖ tarafından ceza evlerinde çürütülen Soner Yalçın ekibi, bu defa iktidarı rahatsız ettiği için Akp eliyle içeri atıldı, tek başına alan hakimiyeti isteyen Doğu perinçek de, buna çanak tuttu... Tabi ki AKP de kendi içinde ayrıca bölündü.

    Pelikancılar denen Damat ve ailesinin grubu, bunlara eyvallah etmeyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Adalet Bakanı Abdülhamit Gül grubu, bir de varlığı yokluğu belli olmayan, eski Has Partililer. Bu durum partinin çekirdeğini oluşturan gerçek AK Partilileri çok rahatsız etti. Fütursuzca hareket ettiklerini öne sürdükleri ‘Pelikan grubu’ için ‘PETÖ (Pelikan Terör Örgütü’ – PEÇE (Pelikan Çetesi) yazanlar bile oldu. Gördüğünüz üzere Çin ile birlikte dünyanın en eski iki ulus devletinden biri olan binlerce yıllık Kadim Türk Devleti, matruşkaya döndü... Hani Rus oyuncağı var ya, birini kaldırıyorsun ardından başkası çıkıyor, işte öyle. Devlet önce gizli koalisyonlara dayalı ana gruplara, onlar da alt gruplara bölünüyor... Bu vebal ödenir mi? Bu matruşkaya döndürülen Devlet içerisindeki şu an en aktif olduklarını zanneden ve Cumhurbaşkanı sonrası Damat Beyi veliaht yapma çabasındaki Pelikan denen yapının kalemşörleri de, eski FETÖ ve PKK ya övgü düzenlerden oluşur. Her devrin kullanışlı tetikçileridir...

    İstanbul seçimlerini de iptal ettirip, sonra Millet şamarının AKP üzerine daha sert inmesine ve şu anda partinin hızla dağılmasından, aslında bu kibir ve hırsları gözlerini karartmış grup vardır. İstanbul’da kaybettikleri seçim, onlar için sadece oy kaybı değil, aynı zamanda çok yüklü miktarda para kaybı. Seçimleri de buradan finanse ediyorlardı, tarikat-cemaatleri de, medyayı da, sivil toplum örgütü adını verdikleri kendilerine bağlı yapıları da, ve kendilerine bağlı bir kısım trolleri de. Şimdi durum kötü... İktidar her gün eriyor... Hemen yeni bir destan hikayesi yazıp, erken seçime gitmeli. Bunun için de, oy ve para kaynağı, İstanbul’u tekrar geri almalı... Önce kayyum, sonra meclis çoğunluğu onlarda olduğu için seçimle, Pelikancıların da emrine amade, AKP’li bir ismin oturtulması. AYDIN-İSTANBUL BAĞLANTISI VE CHP’Yİ ÇÖKERTME PLANI... Fakat bu süreci Aydın’dan başlatıp, İstanbu’a bağlamak istiyorlar. Yeniden, ‘Erkan Karaarslan FETÖ Belediyeler İmamı’ haberlerine başladılar. Önce bir parantez açayım.

    Ben Erkan Karaarslan ve arkadaşları ile defalarca mahkemelik olup, işi sonunda o da bende çokça kez hapis yatan kişileriz. Hatta en son Erkan Karaarslan’ın şikayeti üzerine aldığım 6 buçuk aylık hapis cezası, İstinaf Mahkemesi’de sonuca bağlanmayı bekliyordu. İşte Pelikancıların amiral gemisi dedikleri, ( o eskidendi şimdi traj fakiri, dibi delik kurtarma filikasına döndüler) Sabah Gazetesi, ısıtıp ısıtıp yeniden FETÖ Belediyeler İmamı Erkan Karaarslan haberlerini manşete taşıyorlar. Oysa öyle bir şey olsa, önce ben bilirdim. FETÖ hiç parayı kendi içinden yetişmeyen, çekirdek çember dışındakilere teslim eder mi? Sizler o hain güruh ile iç içeydiniz, bunu bizlerden iyi bilirsiniz... Adamların seccadesi dolar, kabeleri Washington... Erkan Karaaslan’a kendilerince o yüksek payeyi, öldürseniz vermezler. Kısaca Erkan Karaarslan’ın FETÖ Belediyeler İmamı yalanı, Pelikan grubunun CHP’ye çökme ve yıkma planının, devasa bir yalanıdır. Erkan Karaarslan bırakn belediyeleri, bakanlıkları, MİT ve İçişleri Bakanlığı için dahi çalışmış bir isim. Bakın bu davalar sürecinde onlarca kez MİT ve İçişleri Bakanlığı’na, ‘Erkan Karaarslan’ın FETÖ Belediyeler İmamı olup olmadığına dair’ resmi yazıyla soruldu. Emniyet belki on kez, Milli İstihbarat iki kez, ‘Şahıs hakkında kayıtlarımızda böyle bir bilgiye rastlanmamıştır’diye, resmi yanıt verdiler. O halde hala ve ne için, Gobels yöntemiyle ‘FETÖ Belediyeler İmamı’ yalanını sürekli tekrarlıyorsunuz?

    Peki gagaları uzun zekaları kısa bu Pelikancılar, şu an ne yaptıklarının farkındalar mı? Erkan Kararslan’ın FETö Belediyeler İmamı olmadığına dair resmi evrakları veren kim? Birincisi İçişleri Bakanlığı... İkincisi, MİT Müsteşarlığı... Peki kamu oyunda hemen herkesin bildiği bu iki ismi o kadrolara atayan kim? Ülkenin Cumhurbaşkanı... Ey Sabah gazetesi ve yancıları... Siz şimdi ülkenin Cumhurbaşkanı tarafından atanan İçişleri Bakanlığı ve MİT gibi ülkenin omurgası iki kurumun başındaki isimleri, yalancı yerine mi koyuyorsunuz? Kaldı ki Erkan Karaarslan sadece CHP’li Belediyeler değil aynı zamanda AK Partili ve MHP’li Belediyeler ile pek çok bakanlığa da hizmet vermiş bir isim. İstanbul-Ankara- (Kadir Topbaş-Melih Gökçek dönemleri) Sağlık Bakanlığı-İçişleri Bakanlığı-MİT-Bakanlıklara bağlı birimler, dahasını sayayım mı? Peki bunları da davalara dahil edecek misiniz? Yazdıklarının nereye gittiğini de bilmiyor beceriksizler... İstanbul ve diğer yerel seçimleri de, zaten bu kafayla berbat ettiler. Şimdi gelmişler son durağa. İşi Aydın’dan başlatmaya çalışıyorlar. İşin perde gerisinde, tabi ki hala kuyruk acısı dinmemiş bir siyasetçinin olduğu belirtiliyor. Onun Pelikan grubu ile bağlantılı olarak, Erkan Kararslan’ın tek tek açılan dava dosyalarının birleştirtirilmesi için perde gerisinden girişimlerde bulunduğu, dosyalarının birleştirilmesi ardından örgütlü suça sokulması,

    Erkan Karaarslan’ın örgüt lideri, arkadaşlarının örgüt üyesi ilan edilip önce Özlem Çerçioğlu yerine kayyum atanması, ardından işin İstanbul Beylikdüzü Belediyesi’ne, oradan İstanbul BŞB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na bağlanması, onun da yerine önce kayyım, ardından AKP mecliste çoğunluk olduğu için AKP’li İlçe Belediye Başkanı Tevfik Gürsu’nun atanmasını planlıyorlar. Dava dosyalarını birleştirip işi örgütlü suça sokma çabalarında aslında öncelikli planları, Erkan Karaarslan’ı itirafçılığa zorlamak. Ceza evindeyken denediler, çokça habere konu oldu, beceremediler. Şimdi hem davaların karara bağlanmasını engelleyip süreci uzatıyorlar, hem örgütlü suça sokup, Erkan Karaarslan’ı itirafçı olmaya zorlamak derdindeler. FETÖ tutmazsa, Örgütlü Suç verelim... Başka siparişiniz var mı beyler?

    Yoksa Yüce Türk Milleti adına karar veren Yüce Türk Adaletini, babanızdan miras mı sanıyorsunuz? Planlarının tepe noktasında Aydın’dan başlayıp İstanbul’a gidecekler, hem para hem oya çökecekler, CHP’yi bitirecekler, ilk erken seçimde tek başına iktidar olup, MHP ve Avrasyacıları silkeleyecekler, tek başlarına devlete ve ülkeye çökecekler... Delil bulamazlarsa, Erkan Karaarslan’ın itirafçılığı üzerinden, kestirmeden gidecekler... Bunları yaparken de ülkenin Cumhurbaşkanı ile İçişleri Bakanlığı ve MİT gibi devletimizin temel direği iki kurumu, zan altında bırakacaklar...

    Adalet Bakanlığı ve çalışanlarını zan altında bırakmalarını, yazmadım bile... Kul kurar, kader gülermiş... Böylesi AKP için tam bir felaket kaynağı olur, farkında bile değiller. Daha hızlı ve sert şekilde gitmelerinden başka bir şeye yol açmaz... Sonuçta algı ve korku silahlarıyla ayakta duruyorlar, fakat millet aç-işsiz-sefil, kasa da tam takır... Aç fare duvarı delermiş... İş oraya gelince sizlerin de PETÖ (Pelikan Terör Örgütü) ilan edilmeyeceğiniz ne malum... Aklınızı başınıza alın, o kibrinize ve hırsınıza biraz gem vurun... Ne denediyseniz olmadı, hala davaları uzatıp kulp bulmaya çalışmayın... Yoksa millet size kulbu taktığında anlarsınız aslında her fani gibi bir hiç olduğunuzu...